Hiç şöyle bir an yaşadınız mı?
Çocuğunuza bir şeyi anlatıyorsunuz.
Size bakıyor, başını sallıyor, hatta “anladım” diyor.
Ama sonra… aynı şeyi yapamıyor.
Bu durum genelde şöyle yorumlanır:
- “Dinlemiyor”
- “Umursamıyor”
- “Dikkatini vermiyor”
Ama çoğu zaman gerçek bu değildir.
Aslında çocuk sizi dinliyordur. Hatta anlamış bile olabilir. Sorun, duyduğu bilgiyi eyleme dönüştürememesi.
Çünkü dinlemek başka bir şeydir.
Uygulamak ise bambaşka.
Bir çocuk bir bilgiyi duyduğunda, beyin şu süreci geçirir:
- bilgiyi alır
- anlamlandırır
- sıraya koyar
- uygulamaya çevirir
Eğer bu zincirin bir yerinde kopma varsa, çocuk anlar… ama yapamaz.
Bu yüzden bazı çocuklar:
- Talimatı tekrar eder ama uygulayamaz
- Soruyu açıklar ama çözemez
- Ne yapacağını söyler ama başlayamaz
Yani sorun “duymamak” değil.
Sorun, işlemeye geçememek.
Burada en büyük hata şu oluyor:
Çocuğa daha fazla anlatmak.
Daha fazla tekrar etmek.
Daha çok uyarmak.
Ama bu işe yaramaz.
Çünkü problem bilgi eksikliği değildir.
Problem, o bilginin nasıl işlendiğidir.
Şunu düşün:
Eğer sistem doğru çalışmıyorsa,
ne kadar doğru bilgi verirsen ver, sonuç değişmez.
Bu yüzden bazı çocuklar:
- defalarca anlatılan şeyi yapamaz
- bildiğini kullanamaz
- sürekli aynı noktada takılır
İşte kritik nokta burada:
Çocuğun ne bildiği değil,
bildiğini nasıl işlediği önemli.
Bu fark anlaşılmadığında, çözüm hep yanlış yerde aranır.
Bazı çocuklar gerçekten daha fazla zamana ihtiyaç duymaz.
Daha fazla tekrar da istemez.
Sadece bilgiyi doğru şekilde işleyebilecek bir sistem ister.
Eğer çocuğunuz:
- Dinliyor ama uygulayamıyorsa
- Anlıyor ama yapamıyorsa
- Söylüyor ama başlatamıyorsa
Sorun dikkat değil.
Sorun, işlemeye geçememek.
Ve bu fark edildiğinde her şey değişir.